Kimlik Siyasetinin Mutluluk Kısırlığı

Görece sert bir başlık oldu, ama durumu özetlediğini düşünüyorum. Ekonomi, insan hakları, adalet, ifade özgürlüğü konularında kriz yaşayan ülkelerin ortak özelliği, din ve millet kimlikleri ile siyaset yapan muhafazakar iktidarlar veya kendisi de bir dine dönüşmüş olan Marksist iktidarlar tarafından yönetiliyor olmaları: Kimlik siyasetinin bu ülkeler için standart siyaset tarzı olması.

İçiniz rahat olsun, burası Rusya.

Bir düşünün: Ebeveyninin geçim zorluğu çektiğini gören, ebeveyninin kendine ait vakti bile olmadığının farkında olan bir gençsiniz. Ebeveyninizin uzun mesaisinden gelince borç hesapladığına şahitsiniz. Serbestçe konuşamıyorsunuz, kendinizi ifade edemiyorsunuz çünkü tutukluluk korkusu var. Her boş vaktiniz ya aile bütçesine katkı için çalışmakla, ya da okuyorsanız geleceğinizi kurtarmak için ders çalışmakla geçiyor, veya en azından bunların baskısıyla yaşıyorsunuz. Kendinize ait sınırlı hobilerden birini seçmenize, haftada birkaç saat ilgilenmenize izin var. Kırsalda yaşıyorsanız kentteki herhangi bir yoksul çocukla bile aranızdaki deneyim, eğitim imkanı farkı çok belirgin. Etrafınızdaki kimse gerçekten mutlu değil, bir aşağılık kompleksi içindeler çoğu, ömürleri borç ödemekle geçiyor, sürekli öfkeliler. Hep bir kriz görmüşler, ister ekonomik, ister siyasi… Herkes bir diğerine karşı nefret söyleminde bulunuyor. Sadece iktidar çevrelerinde bulunuyorsanız veya yerel yönetimde de kendi iktidarını kurmuş tarafların safındaysanız iş bulabilecekseniz. Bunlar haricinde güvencesiz çalışma koşulları, zorlu memurluk atama basamakları, iş aramakla geçen yıllar görüyorsunuz önünüzde. Ahlaksızlık, fırsatçılık, yolsuzluk, adam kayırma gırla gidiyor. Her gün birileri düşmanlıkla, yasadışılıkla itham ediliyor ve hedef haline getiriliyor. Sokaklar güvensiz. Halk öğrenmemekte, değişmemekte ısrarcı ve saplantısı içinde yaşıyor. Geleceğe dair umut yok. Bilim, kültür bitik durumda. Her yerde dindarlık propagandası, tarihe özlem, ötekinea nefret, cemaatleşme ahlakı, milliyetçilik güzellemesi var.

Fakat aynı zamanda teknolojinin içine doğmuşsunuz ve elinizdeki telefonla saniyelere içinde gelişmiş ülkelerdeki hayatı görüyorsunuz. Saygın demokrasiyi, saygın kurumları, gelişkin kültür ve sanatı, ileri bilim ve teknolojiyi, gelişmiş sosyal ahlakı, refahı, özgürlüğü, fırsat eşitliğini, eğitim kalitesini, insan kalitesini, adil yargılamayı, ifade özgürlüğünü, devletin vatandaşlarına gösterdiği tarafsızlığı görüyorsunuz. Kriz dönemleri işbirliği ile, devlet yardımı ile, yerel ve ulusal örgütlenmelerle çözüme kavuşuyor. O ülkelerden hiç kimse sizin ülkenizdeki zor duruma düşmüyor.

Bu durumda, yaşadığınız hayatın bir numaralı ve gurur duyulası unsurları olarak gösterilen millet ve din, kendi kötü koşullarınız ile eşleşir. Millet ve din bu kötü koşulların sebebi olarak görünür. Her yeni nesil milliyetçiliğe ve dindarlığa karşı daha kayıtsız, daha mesafeli olur. Belki fakir kesim hala bunlara inanır ama mutsuzluğu katlanarak artar.

Bu durum tanıdık geldi mi?

Tanıdık gelmesi normal. Komşumuz İran’dan bahsediyorum, kesinlikle bizimle bir alakası yok. Gönül rahatlığıyla aynı kalmaya devam edebilirsiniz.

1 Yorum

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s