Linux Kullanımımda Son Durak: Pardus’tan Mageia’ya

Baştan belirteyim, günlük kullanımda Windows 10 Pro işletim sistemini kullanıyorum çünkü en çok kullandığım bulut depolama servisinin Linux arayüzü bulunmuyor, çok zorlanıyorum. Ayrıca en çok kullandığım ve benim için önemi büyük olan Q10 kelime işlemcisinin de FocusWriter haricinde düzgün bir alternatifi Linux için yok. O yüzden Windows’a bir nevi mecburum. Ama açık kaynak dünyasına sevgim ve yakınlığım ta 2005 senesine kadar uzanıyor: Pardus 1.0’a kadar.

Pardus kurucusu YALI, 1.0 versiyonun kurulumunda bu kadar samimiydi.

Pardus 1.0 çıktığında benim de aklım çıkmıştı. TÜBİTAK işletim sistemi dünyasına el atıyor ve çok samimi bir Linux sürümü doğuyordu. Tabii bunlar benim için hep yeni şeylerdi. Oldukça heyecanlanmıştım ve bu heyecanın Türkiye çapında olduğunu hatırlıyorum. Neticede çalışmalar biraz daha ilerledi ve Pardus’un en efsanevi sürümü geldi: Pardus 2007!

Pardus 2007 Linux dünyası için büyük farklılıklarla/yeniliklerle geliyordu. Kendi açılış yöneticisi Müdür vardı, sistem yöneticisi Çomar vardı, kendi ayar yöneticisi Tasma vardı, kendi sistem kurucusu Yalı vardı, kendi masaüstü kurulumu yardımcısı Kaptan vardı, kendi simge seti Tulliana (Lale) vardı, kendine has Pisi paket yönetim sistemini kullanıyordu, sıfırdan geliştirilmiş bir dağıtımdı. İngilizce kelimelerin baş harflerinin Türkçe anlam taşıyan birer kısaltması halindeki bu isimler Pardus’u son derece sıcak bir dağıtım yapıyordu. Ben de deneme takımına kendimce dahil oldum, birkaç hata düzeltmesine katkı sağladım ve Pardus’u uzun zaman kullandım. 2010’da üniversiteye başlamamla beraber hayat farklı bir noktaya aktı, Pardus maceram sonlandı. Pardus zaten özgün tabanını terk etmiş, tüm özgün araçlarını da bırakarak Debian’a geçmişti. Madem böyle olacaktı, Pardus en başta Debian temelli yola çıksa, kendi araçları ve tasarımını kullanan bir dağıtım olsaydı, çok daha isabetli bir karar verilmiş olurdu diye düşünüyorum. Eski Pardus yoluna Pisi Linux olarak hala devam ediyor, onu da belirteyim. Yeni Pardus da geliştirilmeye devam ediyor TÜBİTAK bünyesinde.

Sekteye uğrasa da, benim açık kaynak yazılım maceram sürdü. Bu süreçte Ubuntu ile tanıştım ve uzun süre ikincil işletim sistemim olarak, bazen de ana sistem olarak Ubuntu ve türevlerini (Xubuntu, Lubuntu), Ubuntu temelli dağıtımları (Linux Mint Mate) oldukça severek kullandım. (Bu arada bahsedeceğim dağıtımdan sonra yine ikinci sıraya Xubuntu’yu, üçüncü sıraya Linux Mint XFCE’yi koyarım kendi adıma. Bahsedeceğim dağıtımda sorun yaşarsam, yine bu ikisinden birini kullanmaya devam ederim ve bu ikisini de herkese öneririm.)

Açık kaynak dünyası ile tanışan bir kişinin bu özgürlüğe hayran olmaması zordur. Ben de zaman zaman, sanal makine olarak dağıtımları denerim. Sanal makinede de olsa kullanacak, artık zaman içinde oluşan beklentilerimi karşılayacak bir dağıtım aradım, uzun süre de bulamadım. Beklentilerim şunlardı:

  • Hafif, minimal, sade bir sistem yapısı olması ve ilk kurulumda ıvır zıvırla dolu gelmemesi.
  • Kendi sistem yönetim araçları olması ve bunları birincil sistem yöneticisi olarak kullanması.
  • Terminale bağımlılığın çok düşük olması. Mümkünse hiç olmaması.
  • Sistemin kararlı olması, güncellik çılgını olmaması, yapılacak birkaç işlemle dağılmaması.
  • Türkçe ile iyi anlaşabilmesi.

Bunların tamamını bulduğum bir başka dağıtım da Mageia oldu.

Mageia Anasayfası: https://www.mageia.org/tr/

Mageia gönüllü geliştiricilerin bir ürünü. Organizasyonlarını Mageia.org derneği ile şeffafça yürütüyorlar. Bu açıdan da çekici bir dağıtım.

Mageia son derece düzgün bir Türkçe kurulum aracı ile, sisteminizi baştan aşağı ayrıntılı kararlarla oluşturmanıza izin veriyor. Eğer minimal bir kurulum istiyorsanız size “gerçekten minimal” bir kurulum veriyor. Nitekim ben de öyle bir kurulum yaparak sistemimi oluşturdum ve masaüstü ortamı olarak LXDE’yi seçtim.

Masaüstüm böyle görünüyor. (Mageia 7.1 LXDE)

Mageia’nın en sevdiğim yönü, kendine ait basit ve anlaşılır bir sistem yöneticisine, Mageia Denetim Merkezine sahip olması (Windows’taki Denetim Masasının bir muadili.). Hangi masaüstü ortamını kullanırsanız kullanın, sisteme hakimsiniz. Bunu, Yast2’li OpenSUSE dahil, hiçbir dağıtımda bulamamıştım:

Mageia’nın en sevdiğim ikinci özelliği ise sistem kararlılığını oldukça iyi koruması. Denenmemiş, hataları sıfıra indirilmemiş hiçbir paket, deposuna eklenmiyor. Böylece sistemi zorlayan, kararsızlığa sürükleyen yüklemeler yapamıyorsunuz, ki yapmaya çalışırsanız sistem sizi uyarıyor ve izin vermiyor. (Paketler, programlar demek oluyor. Linux’un Windows gibi tekil bir program mantığı yok, akıllı telefonlardaki uygulama marketi gibi bir mantığı var, ki akıllı telefonlar da aslen bu mantığı Linux dağıtımlarına borçludur. Android’in kendisi zaten Linux’tur. Linux dağıtımlardaki paket mantığı, elbette telefonlardan daha gelişmiş ve karmaşık.)

Mageia Denetim Merkezi ve Mageia Yazılım Yöneticisi sayesinde sistem hafif, sade ve basit bir şekilde kullanılabiliyor:

LXDE dosya yöneticisi.

Sistem akıcı ve sorunsuz çalışıyor. Minimal özelliklerle kurulmuş Mageia 7.1 LXDE, -benim için- gerekli programları kurduktan sonra, VirtualBox üzerindeki bir sanal makinede boşta çalışırken son derece az kaynak kullanıyor:

Sadece 345 MB RAM kullanan Mageia 7.1 LXDE.

Mageia düzgün bir Türkçe kullanıyor. Sadece bir iki yerde İngilizce kullanım gördüm. TÜBİTAK’ın geliştirdiği yeni Pardus 19.3 XFCE’de bile daha fazla İngilizce arayüz cümlesi var.

Mageia’nın çok fazla bileni, seveni yok, hele ülkemizde yok denecek kadar azlar. Distrowatch’ta Mageia an itibariyle 25. sırada. Ben bunu Linux kullanıcılarının genel profiline de yoruyorum. Mageia fazla kısıtlı bulunuyor bu arkadaşlar tarafından. Ben bu düşünceyi son derece mantıksız ve kibirli buluyorum.

Dediğim gibi, Mageia’yı sadece hobi amaçlı olarak, VirtualBox üzerinde kullansam da, bazen tüm işlerimi Mageia ile yapıyorum. Q10, bulut depolama, Microsoft Office yüzünden Windows kullanmaya devam edeceğim. Teşekkürler Mageia takımı!

Not: Ben Kamil Gündüz sayesinde Mageia ile tanıştım. Ülkedemizki Linux sevdalılarından biridir, yıllardır da Mandrake/Mandriva/Mageia kullanır. Kendisine teşekkür ediyorum. Youtube profilini de buraya ekliyorum: Kamil GÜNDÜZ – YouTube.

Mart 2021 Notu: Artık Windows porgramlarına bağımlılığım kalmadı. Q10 kelime işlemcisini ve muadillerini kullanmıyorum, Microsoft Office yerine de tamamen LibreOffice’e taşındım. Böyle olunca Windows yerine tamamen Linux’a geçmek istedim ve Mageia kurdum. Sistem fontlarıyla alakalı önemli ve maalesef Mageia için çözümü olmayan bir sorun yaşayınca, Mageia topluluğu da bir şey yapamayınca, Linux Mint XFCE’ye taşındım. Buradan bir başka Linux dağıtımına taşınmayı düşünmüyorum, her şey pürüzsüz ve keyifli gidiyor. Mageia hakkındaki olumlu düşüncelerim değişmiş değil, lakin destek çok önemli bir konu ve çözülemeyen sorunlar, çözümü olan ortamlara itiyor insanı.
Yani artık Windows’u hiç kullanmıyorum, sadece Linux kullanıyorum niyetim kalıcı bir Linux Mint XFCE kullanıcısı olmak. Özgür yazılımdan bir yere kımıldamayı düşünmüyorum. Herkese de tavsiye ettiğimi yineliyorum.

Linux Mint XFCE incelememi bu linkte bulabilirsiniz.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s