Geçicilik Çağı ve Butik Büyükler

Evet, kalıcılık çağı bitti. İnsanoğlunun akılcılık çağındaki yeni Pantheonu kuruldu. (Olimposlular Ölmedi! yazımda da bu Pantheondan bahsetmiştim.) Artık oraya kimse kabul edilmeyecek: Ne bir yazar, ne bir şair, ne bir düşünür, ne bir müzisyen, ne bir ressam, ne bir heykeltıraş, ne de başka bir dahi. Dahilerin artık sosyal medyada bir K-Pop Fangirl sayfası kadar bile etkileşim alma gücü kalmadı. Yunus Emre’nin aynı zihin ve gönül yapısıyla, 2020 yılında doğduğunu düşünün ve çevresinin onu nasıl bir bilince sürükleyip dönüştüreceğini hayal edin. Yunus Emre’nin Instagram profilini, mavi tikli Twitter profilini hayal edin. YunusEmreOfficial markasını gözünüzün önüne getirin. Elbette kendisinin bunları isteyeceğini sanmıyorum, ama elinde akıllı telefon ve sosyal medya ile doğacaktı. Sosyal medyanın “influencer” çağındayız ve artık kimse ne büyük yazar, ne büyük sanatçı, ne büyük düşünür, ne büyük önder beklemesin. Büyüklerin çağı bitti. Kalıcıların, ustaların çağı bitti. Geçiciliğin, etkileşimlerin çağındayız.

Romanın altın çağının şafak ışıklarında Rusya’nın bir harita kesiti.

Dostoyevski doğduğunda dünya insan nüfusu bir milyar iki yüz milyon kişi civarındaydı, yani Çin’in tek başına 1995 yılındaki nüfusundan elli milyon, şimdiki nüfusundan iki yüz elli milyon daha az kişi yaşıyordu tüm dünyada. Dostoyevski doğduğunda Rusya nüfusu kırk sekiz milyon kişi idi. Dostoyevski yaşarken tüm dünya akıcı bir ağ ile birbirine bağlı değildi. Basılı medyanın çağıydı: Televizyon yoktu, radyo yoktu, internet hiç yoktu. Ortalıkta ne bir ekran, ne bir hoparlör vardı ve gazetelerle dergiler çok sınırlı bir yayımlanma havzasına sahipti. Dostoyevski’nin memleketi ve Rusya’nın iki kalbinden biri olan St. Petersburg’da yayımlanan bir gazeteyi görece bu şehre yakın olan Arhangelsk’teki bir kişinin bile düzgün şekilde takip etme imkanı yoktu. Şimdiki tanıdığımız büyük yazarların çoğu dar ve seçkin bir çevrede tanınıyordu, sonra şehirlerinde, sonra ülkelerinde tanındılar. Tolstoy ilk dünya yıldızıydı.

Dostoyevski’nin de yazılarının yayımlandığı Vremya dergisi, 1861.

Dolayısıyla eskinin büyükleri, yerlerini sarsılmaz bir şekilde edindiler ve açıkçası oturacak koltuk da sınırlı idi. Ayrıca yeni bir çağ geliyordu, yeni bir insan doğuyordu ve bu çağın yazın türü tartışmasız romandı. Dünya sanayi toplumuna mı geçsek, tarım toplumunda mı kalsak diye bir kararsızlık içindeydi ve sanayi toplumuna geçmekten başka bir şey yapamıyordu. Bu da tüm toplumsal sınıfların dönüşümü ve mevzi kavgası anlamına geldiğinden, gittikçe küreselleşen ve kutuplaşan dünyanın sakinlerinin dertlerini, umutlarını akıtabileceği, kendi kendini anlamlandırıp gözlemleyebileceği yeni bir “yazılı” gerçekliğe ihtiyacı vardı. Toplumun belleği ve şimdisi yazılıydı. Önce hoparlörler, sonra ekranlar geldiğinde de yazının gücü tükenmedi, çünkü ne hoparlörler ne ekranlar etkileşimli değildi. Tek taraflı bir iletişim vardı, dinleyici yahut izleyici, radyo ve televizyon akışına etki edemiyordu. Dergiler, gazeteler, fanzinler gücünü kalem ve kağıdı olan herkesin üretebilirliğinden alıyordu. Etkileşimin tek yolu buydu.

Fakat şu an hepimizin cebinde hem kağıt, hem kamera, hem mikrofon, hem yazı, hem ses, hem görüntü var. Görsel ve işitsel uyaranlar altın çağında ve yazı hala güçlü ise de etkililiğini kaybediyor. En azından uzun metinler, dikkati dağılmış, sınırsız materyali tüketmeye hazır kitlelere kendini okutamıyor. Okutanlar da hep geçmişin büyük ustaları.

Belki artık roman çağının insanı yok olmak üzere olduğundan, şimdiki klasikler bile oldukça az okunup, şimdikinden çok daha az “tüketilecekler.” Artık daha az LeGuin okunacağı bir çağa giriyoruz, büyük yazar çıkaran son kuşağın en büyüklerinden LeGuin için bile çağ artık oldukça “başka”. Sıradan bir “influencer”, Dostoyevski’nin sağlığında ulaşıp etkilediği insan “sayısında” takipçiye sahip. Artık herkes muazzam sayıda ve çeşitte içerik bombardımana maruz kalıyor, hatta bizzat kendisi üretiyor. Eskiden halkın önüne sürülen, “Bu, büyüktür ve okunması şarttır.” denen hiçbir şeyi aynı “pazarlama stratejisiyle” bugün kitleselleştiremezsiniz. Eğer “Karamazov Kardeşler” bugün yayımlanmış olsaydı, belki de oldukça sıradan bulunacaktı. İnandırıcı gelmiyor olsa da bunu basit bir çağrışım olsun diye demiyorum. İlkler, ilkel değiller hala, yanlış anlaşılmasın, ama değer yargıları ve ölçütleri çok değişti. “Madde 22” bugün yayınevlerine öneri dosyası olarak iletilse, ilk defa yazıldığından daha çok reddedilirdi. “Babalar ve Oğullar” romanının şansı, 1800’lerde yazılıp yayımlanmış olması. “Babalar ve Oğullar” elbette büyük bir roman, büyüklüğünü sadece kurucu metin oluşundan almıyor. Ama hala okunmasının sebebi, 1800’lerde, hem de kurucu metin olarak, o tanrısal kata çıkmış olması.

@Pexels, Fortunado.

Bugün çok fazla kişinin, çok fazla takipçisi var. Jack Kerouac bile bu kadar takipçi edinecek biri değil, bugün yaşasa sıradan kabul edilebilirdi. Merkeziliği ve klasikliği öldüren, yerelliği ve butik yayını kitleselleştiren çağ, insanını bambaşka noktalara taşıyor.

Artık kimse emek verip de uzun bir metin okuyamıyor, okuyacaksa da klasikleri tercih ediyor. (Veya kendi zevkine göre yazılmış, butik bir kitap külçesini okuyor. Ama bu insan tipi de azınlıkta. Yine de elbette 1959’dakinden kat be kat fazla. Maalesef, LeGuin) Herkes özlü, hızlı tüketilen, çok fazla görsel içeren yazıları tercih ediyor. Ana tüketim ise video mecrasında. İnsanlar görsel ve işitsel uyaranların peşinde yaşıyor. Telefonlarını açıp sosyal medya uygulamalarında, akışkan video platformlarında saatlerce dolanıp, her videoyu biraz izleyip, her fotoğrafa biraz bakıp, her şarkıyı biraz dinleyip, otomatik olarak diğerine geçiyorlar. Tamamlayamıyor, uzun bir okuma, hatta izleme serüvenine başlayamıyorlar, başlasalar da sonunu getiremiyorlar.

@Pexels, Odintso.

Geçmiş insandan şimdiki insana dönüşüm o kadar hızlı oluyor ki, on sene sonra dünyamda ve ülkemde neler olacak hayal bile edemiyorum. Emin olduğum ise, artık insanoğlunun klasikleşecek bir başka eser üretmeyecek olması. Hem kimse de bunu istemiyor.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s