Nere Bu Gidiş, Nere?

Alinin Sekiz Günü OFM – Ayrılık.

Dört senedir yaşadığım, mesleğime başladığım şehirden bir başkasına taşındım. Yeni taşındığım şehirde hem meslek yapışımı değiştireceğim, hem de yeniden üniversite okumaya başlayacağım. Türkiye’nin bir ucundan tam aksi ucuna taşındım ve bu süreç çok yorucu geçti. Neticede artık kendi yöremde, memleketime yakın bir noktada yaşayacağım.

Taşınma sürecim, eski kentimdeki dostlardan ayrılmanın hüznüyle boğuşmam, bir senedir ziyaret edemeyip özlediğim ailemi ve yakınlarımı görmem, yorgunluğumu atmaya çalışmam derken pek çok dağılış ve toparlanış yaşadım. O kentle beraber kimi özelliklerimi de geride bırakasım var: Artık etrafımdan yalıtılmış ve kimseye de fayda vermeyen kendi soyut dünyamdan çıkmak istiyorum.

Kişinin çevresine ve kendisine yabancı pek çok bilgiyle doldurduğu, öykünmeci aydın yalnızlığı ile çevrelenmiş zihninde prangalı köleye dönüştüğünü anladım. Bu gönüllü kölelikte kişinin efendisi de kibrinden başkası değil. Kendimizi özel hissetmek için, kendi varoluşumuzu anlamlı göstererek avunmak için giymeye çalıştığımız, üzerimizde eğreti duran ne de çok fikir ve inanç var! O kıyafetler içinde o kadar biçimsiziz ki aynaya bakmaya korkuyoruz. Bakarsak yalnızlığımızı, gülünç şişinmemizi anlayacağız. Kibrimizin fukaralığını, sıradanlığımızdan korkarak kaçışımızı ama kendimizden hiç uzaklaşamayışımızı fark edeceğiz. Ama ne o aynanın karşısına geçmek, ne de üzerimizdekileri yırtıp öz kıyafetimizi kuşanmak işimize gelmiyor. Uyuşuk bir aldanışta kalmayı yeğliyoruz.

Buna devam etmek istemiyorum.

Etrafımı çevreleyen somut gerçekliğe etki etmek istiyorum. Kendi insanlarımdan iyi ve güzel şeyler öğrenmek, bildiğim faydalı bilgiyi onlara aktarmak, varsa kendi sözümü söylemek istiyorum. Beni ben yapan her ne varsa onlarla barışmak, ayaklarımı yere basmak, etki edebildiğim ne varsa daha iyiye taşımak istiyorum. Yerel ve evrensel üretimler ve bilgiler içinden insaflı seçimler yaparak faydalı ve estetik olanları heybemde tutmak istiyorum. Fayda ve estetik ölçütüm somut hayatım olsun istiyorum. Öğrenmeye ve üretmeye devam etmek istiyorum ama kendime bir kuyu kazmak istemiyorum. Aklım ve gönlüm arasında bocalamamak, kibir ile en başta kendime yabancılaşmamak, seçiciliğimi artırıp somut iyiliği ve faydayı öncelemek, faydasız ve soyut olanı terk etmek istiyorum.

Memleketimin, gönül dünyamın, tarihimin üzerimdeki kokusunu önce kendim duyumsamak istiyorum. Eğer verebileceğim bir şey varsa ele değil, kendi insanıma ve en başta kendi çevreme verebileceğim gerçeğini özümsemek istiyorum. Son derece kalabalık insanlığın ürettiği devasa, çoğu birbirinin aynısı ve çoğu faydasız bilgi yığını içine sayıklamak, bağırmak, ses tonumu değiştirmek istemiyorum. Sönüp gidecek çığlığımı işittirmek için taklitçilik etmek istemiyorum.

Bu dünyadaki varlığımın geçiciliğiyle, insan olarak sıradanlığımla, kimliğimin önemsizliğiyle karşı karşıya geldiğimde kaçmamak istiyorum. Bundan saklanmak için kibrimin arkasına sığınmamak, bunların gerçekliği suratıma vurduğundan umutsuzluğa kapılmamak istiyorum.

Derman arardım derdime
Derdim bana derman imiş
Burhan arardım aslıma
Aslım bana burhan imiş

Niyazi-i Mısri

Türkiye’den, İç Anadolu’ya yakın bir Orta Karadeniz ilinin çok küçük ve adı sanı duyulmamış bir ilçesinden oluşum; beni orta gelir grubuna mensup eden öğretmenlik mesleğimi küçük bir Karadeniz ilinde küçük bir okulda yapıyor olmam; duyulmamış ve umursanmayan bir ismim bulunduğu gerçekleriyle barışık ideallere sahip olmak istiyorum. Bunların da çok kıymetli olduğuna uyanık kalmak istiyorum. Bunlara sıkışmamış, ama gülünçlüğe de düşmemiş bir hal ve tavra sahip olmak istiyorum.

Hasılı bu bir buçuk ay içinde eski halimle kalmak istemediğimi anlamış bulunuyorum: Çok uzun zamandır var olduğunu yadsıdığım, aklımla ikame ederim sandığım, ayrıldığım kentteki can dostlarımı bırakırken onlardan ayrılma acısını tadınca avucumda tutmaktan kaçamadığım, çağıldayan gönlüm gösterdi bana bunu.

Sağ u solum gözler idim
Dost yüzünü görsem deyu
Ben taşrada arar idim
Ol can içinde can imiş

Niyazi-i Mısri

Eskiden dünya çapında bir yazara dönüşeceğime, hali hazırdaki üretimlerimin de bu çapta olduğuna inanırdım. Yazmayı düşündüğüm taslaklarımın herkeste hayranlık uyandıracağına kesin gözüyle bakardım. Zaman içinde bunların gerçeklikle ilgisi olmadığı durumuyla yüzleştim. Çok utandım. İçim biraz durulunca da en başta insan türünün bu dünyada geçici olacağı, sonrasında var olan bilincimin yokluğa karışacağı ve beni de götüreceği, hasılı her şeyin geçici ve dönüşücü olduğu gerçekleriyle yüzleştim. Fakat büyüklük hayallerim geçicilik ve dönüşücülük gerçeklerinin arkasına sığınıp kibirlenerek: “Tanınmıyorum ama büyüğüm, tanınabilirim de ama tanınmak da boş; çünkü geçip gideceğiz, Tolstoy bile belki ya hatırlanmayacak, ya da onu hatırlayacak insan mevcudu dünyada bulunmayacak! Ne demiş Buddha, ne demiş Epiktetos…” demeye devam etti. Sözde alçakgönüllülük, özde kibir ve savunma mekanizması… Böylesi yaşayan birinin hissettiği yalnızlığı, yakınlık arzusunu bir düşünün. Etrafını saran, onu seven güzel insanlara rağmen, onları yadsıyarak üstelik…

Öyle sanırdım ayriyem
Dost gayridir ben gayriyem
Benden görüp işideni
Bildim ki ol canan imiş

Niyazi-i Mısri

Halimin tek mimarı ben değilim. Öyle kabul edersem kendime haksızlık etmiş olurum. İçine doğduğum çevrem ve insanlarımla beraber bir ağa ortak olduğumuzu; bile bilmeye, isteye istemeye birbirimizi etkileyip bu günlere taşıdığımızı biliyorum. Elimizde olan, olmayan pek çok yaşantının sonucuyuz ve bundan kaçmak imkansız. Suç da yok suçlu da. Yine de beni bunlara gark eden yaşanmışlıklarımla da oturup dertleşmek, barışmak istiyorum.

Kibrin, ego benliğin tuzakları tatlı ve aldatıcı. Çok güçlü. İnsanın kendini olduğu gibi görememesine sebep oluyorlar. Misal ben öyle bir aldandım ki, aslım köylü olmasına rağmen elimi topraktan, yüzümü güneşten alı koydu bu aldanışım.

Üstelik “kendini olduğu gibi görememe ve gösterememe” psikolojik yükünü büyüten internet gibi, sosyal medya gibi dipsiz kuyular var artık. Kimi zaman takma isimlerle kimi zaman gerçek isimlerle burada yaşadığını sanıyor ezici çoğunluk. İnsanı kendi kültürüne, kendi gönlüne, kendi heybesine, kendi bahçesine uzak bir gurbete düşürüyor, insana sılasını unutturuyor bunlar. Elbette bunlar olmasa da insanın kimlik sefaleti sürecektir. Lakin internet bir hızlandırıcı ve çoğaltıcı… En güçlüsünden üstelik. İnternette paylaşılan bir yazıya, bir fotoğrafa, bir sese, bir videoya gelen cafcaflı ve abartılı efektli beğeniler, etkileşimi gösteren bonuslu sayılar sarhoş ediyor herkesi. Bu blogda yazdığım yazıların etkileşimlerini her saat başı kontrol eden ben, bundan uzak mıyım sanki? Uzak kalabildim mi? Kaldım desem, tüm yazılarımda ve sözlerimde sadece kendimi ortaya koydum, yazacağım konuları ve alıntılayacağım kişileri ego benliğime kapılmayarak seçtim desem kimi kandırabilirim?

Yine etraflı konulardan bahsedecek, düşünürlerden alıntılayacağım ama özü kendimden doğurmaya çalışacağım. Bahsedilecek çoğu konu belki değişmeyecek ama bahseden değişti.

Hayat bundan sonra hangi doğrultuyu seçip akar, izlediği yolda kalıcı olur mu bilmem. Akacaktır, kendi yolunu da bulacaktır. Ben bu akışı seyre duracağım. Başka türlüsü elimden gelmez. Olduğumdan başkası olamam. Böylesi bir inkar çabasında huzur yok.

Aramayı, arayanın aradığı bilerek; sayısız insanın yürüdüğü yolu bir daha yürüyerek; yavaş ve aheste giderek; hangisi duraktır bilmeyerek; menzile bir gün varılacak elbet.

Kanden gelir yolun senin
Ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini
Anlamayan hayvan imiş

Niyazi-i Mısri

Not: Niyazi-i Mısri şiirini elbette kendi ilahi aşkıyla şakımıştır ama her büyük şair gibi onun şiirleri de okuyana, bağlamından farklı da olsa, ihtiyacı ve anlayışı ölçütünde güzellikler sunar. Benim bu şiiri burada zikretmem tamamen bundandır.

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s