Gitmeli Böylesi Yarene

Dönmeli Böylesi Yarenden yazımda hep istemediğim arkadaşlığın bir iki niteliğini sıraladım . Aslında demek istediğimi kısa kesip: “Arkadaşın boşundan, kötülüğe çağıranından uzak durmak.” diye özetlesek de olurdu. Hep kötüyü anmak dostluk için iyi olmayacağından, hangi arkadaşlığın gönlümü genişlettiğini anlatmak yerinde olacak.

Yıllar içinde anladım ki arkadaşlık, “yapılan”; dostluk, “olunan” şeydir. Kolay kazanılmayana, itinayla korunanına dost dediğimiz yarenlerimiz var. Onlar arkadaşlıktan dost konumuna, has kokularını da getirerek, kendilerini geçerler. Lakin dost dediklerimizde de, diğer arkadaşlıklarımızda da aradığımız güzellikler olmalı. En başta dostun toprağı saf olmalı. Yoksa biz gül eksek de, elimize çalıdan başkası geçmeyecektir. Ve eğer kendimiz temiz toprak değilsek, ömür boyu çalı bitiririz de gül bitirdik sanırız.

Ben içe dönük bir insanım. Mizacım böyle, karşısına durup kavga edebileceğim bir güç değil. Dolayısıyla hayatım boyunca temasta olduğum, yakınlık kurduğum kişiler hep az sayıda oldu, olanların da pek çoğu bana kendileri geldiler. Çekingenliğim ve umarsızlığım yüzünden oldu bu. Bana bir güzellik atfederek benle bağlarını kendileri kurup muhafaza ettiler. Kabuğumu bilerek ve hoş görerek kırmaya çalıştılar. Bunun için onlara müteşekkirim.

İlahi onmaya yardan ayıran
Bahçede bülbüller ötüyor uyan

Pir Sultan Abdal – Dostum Dostum

Dostlar talih sayesinde bir arada bulunanlardan çıkar, ortak yaşantılarla dostluklarını sağlamlaştırırlar. Ben içe dönük olduğumdan az sayıdaki dostumla bir derinlik yakalamaya çalıştım.

Derinlikten kastım aynı erdemlere uymak, birbirini duru şekilde anlamak, birbirini kıskanmadan takdir etmek ve yanlışları da kınamadan düzeltmektir. Bunlar olursa yarenlik gelir, Neşet Ertaş’ın tabiriyle “kalpten kalbe, gönülden gönüle giden görünmez yol” böyle kurulup, o yoldan böylelikle yürünür.

İnançları, ideolojileri değil; erdemleri kast ediyorum: Aynı erdemlere uyulup takdir edilmezse, hayatın getirdiği durumlarda sürekli bir ikilik çıkar ortaya. Aynı davranışları yapmaya meyletmek, aynı davranışları yapmaktan kaçınmaktır da. Bunlar olmadan ne anlayışta ne gönülde birlik kurulamıyor. Zaten aynı durumlarda aynı duyguları hissetmek de ahlak birliğine bağlı. Hem kabullenişte, hem mücadelede birlik de böylesi bir düstur ortaklığından doğuyor.

Birbirini duru şekilde anlamak gerçek dostların çok büyük bir haz, bunun anahtarı da dostu tüm kalbi vererek, baştan ayağa dinleyebilmek ve alçak gönüllü olmak. Elbette her türlü yargıdan arınık ve tarafsız bir anlayıştan bahsetmiyorum. İnsan ilişkilerinde yargısızlığa meyletmek için ikili ilişki dışında bulunmak, bir yakınlık kurmamış olmak gerekiyor. Benim anlamaktan kast ettiğim arkadaşı anlayıp, onun neden öyle davranıp neden öyle hissettiğini anlamaktır. Halini sakince izlemek, insafla bakmak, ne yapılacaksa o dost için iyi olur iyice düşünüp onu yapmaktır anlamak. Böyle olmaz ise, anlamak sadece ne yapıp hissettiğini gözlemek olursa, o dost için hiçbir güzellik üretilemiyor.

Üretilemediği gibi o dostun asıl niteliklerini takdir edip eksiklerini gidermek mümkün olmuyor. Belki yaptığı yanlışlara onu kaybetmemek uğruna destek çıkılıyor veya en azından ses edilmiyor, belki hayatındaki güzellikler içten içe hasetle kavrularak yarım ağızla takdir ediliyor. İyi bir dost, iyi bir dostuna kaya gibi katı olabilmeli yeri gelince. Onun en kuytusunu bilen kişi olarak hatasını, günahını yüzüne söyleyebilmeli; uyarabilmeli, hizaya çekebilmeli. Böyle dürüst bir dosta sahipse kişi, onun düzeltici eline kendini teslim etmeli.

Bin cefalar etsen almam üstüme
Gayet şirin geldi dillerin dostum

Pir Sultan Abdal – Dostum Dostum

Elbette burada bir had, bir hudut tanınmalı ve nasihate bulaşmadan, kurcalanmaması gereken inceliklere burun sokulmadan, halis niyetle yaklaşılmalı dosta. Böyle halis niyetler, kıskançlığı da ortadan kaldırır. İnsan dostuna bakıp kendine göre üstünlüklerini, kendindeki noksanların ondaki tamlığını, kendinde belirmeyen güzelliklerin ondaki ışıltısını alçakgönülle ve sevgiyle takdir ettikçe; dostunda takdir ettiği her güzelliğin kendinin de güzelliği olduğunu yaşayarak görecektir. Belki kendi bünyesinde aynı koku bulunmaz ama o koku dostundan siner, öylesi de yeter insan olana. İç dökerken korkulmayan, özür dilerken utanılmayan dost olabilmeli.

Belki de neşesiz, reçeteli arkadaşlıklarım varmış gibi konuştum. Ben de kimi zaman öylesine zaman geçiren, anlamsızca ve boş konuşan, şakalaşayım derken tat kaçıran biriyim. Hamlıklarım da var. Ben kendi kendime hatırlatmak için sayıp döküyorum bunları. Unutmamalıyım ki, hangi dosta hangi yarayı açtım, hangi dostun hangi merhemini unuttum bilmeliyim.

Kula gölge ise Allah’a ayan
Senden ayrılalı gülmedim dostum

Pir Sultan Abdal – Dostum Dostum

İçe dönük kişiyim demiştim. Şimdi tam da şehir değiştirmişken bazı bazı arkadaşsız kalma, burada bir yaren bulamama kaygısı yaşıyorum. Çok yer değiştirdim ben, çok kımıldadım sağa sola. Her gittiğim yerde beni bulan güzel insanların kimisinin de burada olduğunu umuyorum, eski dostların özlemini duyarak… Hayat neler getirecek, göreceğiz.

Varıp yâd ellere meyil verirsen

Kış ola bağlana yolların dostum

Pir Sultan Abdal – Dostum Dostum

Yorum bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s